top of page

Adalet, Özgür Vicdan ve Temiz Siyaset

Uzun süredir, AKP sonrası gelecek hükümetin, son 20 senenin yargılanma yolunu açmazsa veya başlatmazsa, halk ile arasında asla güven oluşturamayacağını ve kazandığı gibi kaybedeceğini söylemekteyim. Son 20 sene, sonuçları ne olursa olsun, hem sorgulanmalı hem de soruşturulmalı ve yargı sürecine taşınmalıdır!


Bu sözlerime iki farklı tepki gelmekte. AKP’liler bir yargılanma sürecinin “öç alma” olacağı yanılgısındalar. AKP’li olmayanlar ise ikiye bölünmüş durumda: Bir kısmı “geçmişi bırakıp, geleceğe bakalım” gibi AKP ahlaksızlığını devam ettirme meylinde olanlar ve az bir kısmı da özgür vicdan ve temiz siyasetin olmazsa olmaz olduğunda benimle hemfikirler.

Önce AKP’liler açısından olaya bakmak isterim.


Yukarıda ifade ettiğim gibi, bu son 20 senede “devlet malı deniz, yemeyen domuz” düşüncesindeki talan anlayışından beslenen ve bu talanı da devam ettirmek için yarattıkları türlü çeşit yalan ve örtbas ile muazzam bir şekilde zenginleşen AKP’liler başlayabilecek bir yargılanma sürecinin “öç alma” olacağı yanılgısında ve korkusundalar. Bu sebeple son 20 senedir AKP’li olduğu halde, son zamanlarda AKP yanında olmayı şeklen ve/veya söylemsel anlamda bitiren bir grup olduğu gibi, diğer bir grup da bu konuyu sanki AKP’ye her oy veren yargılanacak gibi lanse ederek halkı korkutma çabasına giriyor. Böylece yolsuzluk veya talan yapanlar olarak kendilerini koruyabileceklerini sanıyorlar. Elbette bir kısmı da çoktan yurtdışına para aktardı ve gerektiğinde bu ülkeden kaçacaklar!


Fakat…


Adalet, bir öç alma mekanizması değildir ve asla da olamaz. Bu söylem, adaleti bir öç alma aracı olarak kullanmış ve ülke yönetimini “dava” adı altında şahsileştirmiş bir AKP için geçerli olabilir. Yani eğer bir öç alma varsa, bu son 20 senede AKP’nin Cumhuriyetimizden öç alması diye açıklanabilir. Ve hatta “%50’mizi evlerde zor tutuyoruz” diyecek kadar, ya da birkaç hafta önce muhtarlara “yıkın, biz uygunluğu yaratırız” diyecek kadar kendinden geçmiş bir İçişleri Bakanı’nın “hukuk dışı” söylemi ile adaletsizliğin tavan yaptığı bir dönemi de gösterir. Lütfen yeniden hatırlayalım: 1923’den bu yana, ilk kez bir iş insanı, AKP’den milyarlarca liralık usulsüz ihale almış biri, alenen “milletin a.koyacağız…” diyebilmiştir.


O millet ki, bu cumhuriyeti canıyla kanıyla kurmuş insanlarımızın torunlarıdır!

Sözün özü, biz yargılanma derken bir öç almadan söz etmeyiz. Zaten “yargılanma” hukuki bir süreçtir ve adalet her toplum için olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Siyasi açıdan yargılanma, 20 yıl boyunca “hesap verebilir” ve “şeffaf” olması gereken hükümetin, hesap vermesidir.


Bir daha söylemekte fayda var: “20 yıl boyunca “hesap verebilir” ve “şeffaf” olması gereken hükümetin, millete hesap verme sürecidir yargılanma! 


Örneğin:

  • Gizli ödenekler neden artmıştır ve nerelere harcanmıştır?

  • Çankaya Köşkü varken, Külliye, tüm itirazlara rağmen neden inşa edilmiştir?

  • Neden 43.000 küsur maden yandaş veya yabancılara satılmıştır?

  • Neden sınırlarımız milyonlarca sığınmacıya açılmıştır?

  • Neden Diyanet bütçesi pek çok bakanlık bütçesinden fazladır?

  • Neden Erdoğan’ın binlerce koruması, onlarca aracı ve uçağı vardır?

  • Neden Cumhurbaşkanlığı referandumuna son anda mühürsüz oylar dahil edilmiştir?

  • Her seçimde usulsüzlükler olduğu ve video kayıtları veya şikayetler bilindiği halde, neden soruşturulmadı?

  • Neden devlet ve devlet üniversitelerinin hastaneleri restore edilebilecekken, hasta garantili şehir hastaneleri inşa edilmiştir?

  • Neden yollar ve köprüler hem çok pahalı ihale edildi hem de geçiş garantili yapıldı?

  • Neden ödüllü Atatürk Havalimanı varken, İstanbul Havalimanı inşa edilmiştir? Atatürk Havalimanı ne için kullanılmıştır?

  • Türkiye nasıl dünya uyuşturucu ticaretinin neredeyse merkezi olmuştur?

  • Türkiye neden Libya, Suriye vb çatışma ve savaş alanlarına girmiştir?

  • Dini vakıflara, tarikat ve cemaatlere neden para aktarılmıştır?

  • Erdoğan, akrabaları ve tüm AKP’li siyasetçiler nasıl 20 senede trilyoner olmuştur?

  • Bakanlar, şirketleri aracılığıyla nasıl yolsuzluklar yapmıştır?

  • Neden tüm ihaleler aynı firmalara verilmiştir?

  • Neden tarım ve üretim ülkemizde yok edilmiştir?

  • Neden Anadolu Liseleri, Fen Liseleri yok edilip, İmam Hatipler açılmıştır?

  • Neden Atatürk adı her yerden sökülmüş, Atatürk’e hakaret olağanlaştırılmıştır?

  • Neden diplomatlar akraba ve yandaşlardan seçilmiştir?

  • Neden bir kişi 10 ayrı yerden maaş almıştır?

  • Neden İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmıştır?

  • Neden TBMM’de dile gelen soruşturma talepleri sürekli reddedilmiştir?

  • Neden topraklarımız yabancılara satılmıştır?

  • Neden Kanal İstanbul, tüm itirazlara rağmen yapılmaya başlanmıştır?

  • 128 milyar dolar nerededir?

  • Hesabı verilemeyen tonlarca altınımız nerededir?

  • Dolmabahçe Sarayı’ndan kaybolduğu söylenen 19 kg’lık altın şamdanlar, müzelerden kaybolduğu açıklanan tablolar, tarihi eserler nerededir?

  • 15 Temmuz sivil darbe girişimi neden soruşturulmadı?

  • Külliye’nin taa 2019’da günlük masrafı 10 milyon TL iken, ülke ekonomisi iflasa giderken bu israfa neden devam edildi?

  • Neden millete vergi üzerine vergi yüklendi?

  • Neden bürokratların atamaları veya görevden alınmaları kanunlara aykırı yapıldı?

  • Basında çıkan yalan haberler neden cezalandırılmadı?

  • Yalan söyleyen veya alenen yolsuzluklara adı karışmış siyasetçiler nasıl görevlerinde kalabildiler?

  • Cumhurbaşkanı’nın olması zorunlu olan, olmadığında kanunen asla Cumhurbaşkanı makamına oturamayacağı üniversite diploması nerededir?

  • Kadına yönelik suçlar neden cezasız kaldı?

  • Balyoz ve Ergenekon gibi yalanlara dayanan hukuksuzluklar neden yapılmıştır? Yalan delil oluşturanlar neden cezalandırılmadı?

  • Şehir hastanelerinin uyuşmazlık çözüm yeri neden İngiltere’dir, diğer usulsüz ihalelerde de devletimize aynı kötülük yapılmış mıdır?

vesaire vesaire vesaire...


Adalet ve Kalkınma Partisi

Bu öyle bir 20 yıl ki, soruşturma ve yargılanma süreci ve dahi onlarca yıl sürecek.

Ve aslında, bu sorulara, sorgulamalara ve soruşturmalara hiç gerek de olmamalıydı!

Olmamalıydı çünkü devletin Sayıştay, Danıştay vb kurumları, bazı gazeteler veya gazeteciler, akademisyenler, bürokratlar veya bağımsız STK’lar gerçekleri ortaya koyarken, siyasi iradeden bağımsız olması gereken adalet sistemi soruşturma açmalı, MİLLETİ temsil etmesi gereken Türkiye Büyük Millet Meclisi de her türlü yolsuzluğun, usulsüzlüğün, talan ve yalanın soruşturulmasına izin veren yapısını korumalıydı!

Olmalıydı. Oldu mu?


Fakat bugüne kadar olmaması, vatandaşlarımızın ve halkımızın vicdanında çok büyük yaralar açmıştır. Sadece soruşturmaların açılmaması değil, adaletsizliğin vatandaşlarımıza hiç görülmediği boyutta yaşatıldığı bir dönemdir de bu son 20 sene. Sadece Ergenekon ve Balyoz sürecindeki yalan delillerle tutuklananlar, askeri, adli ve akademik makamlarından FETÖ’cü gerekçesiyle alınmış binlerce Atatürkçü ve aydın ve maalesef 15 Temmuz sürecinde katledilen gencecik askerlerimiz vardır. Sırf AKP’li olmadığı için atanamayanlar, ülkemizde iş ve gelecek göremediği için göçe zorlanmış nice gençlerimiz vardır! Fıtrat açıklamasıyla geçiştirilen onlarca kaza ve bombalamalarda ölen insanlarımız vardır bu son 20 senede…


Sırf “emir aldığı” gerekçesiyle görevini yerine getirdiğini iddia eden bir üst düzey veya memur gerçekten sorumlu değil midir verdiği kararlardan?


Cumhurbaşkanı’nın emriyle göreve gelmiş ve onun her dediğine evet diyen bir makam sahibi sorumlu değil midir attığı imzalardan?


Kabataşlı Bacı’dan başlamak üzere, yalan haberlerle veya iftiralarla milleti 20 yıl kandıran onca basın organı ve gazeteci suçlu değil midir?


Seçimlerin arka planını anlatmayan YSK Başkanları temiz midir?


Milleti temsil etmek için Meclis’e gelmiş Vekiller’in el etek öpmekten ve ceplerini doldurmaktan öteye gitmeyen yaşamları suçsuz mudur?


Bizlerin 20 senede manen çürütülmüş, madden yok edilmiş bir toplum olarak özgür vicdanlara ve temiz siyasete hiç olmadığı kadar gereksinimimiz vardır!


Adalet, öncelliğimizdir. Adalet, kesinlikle öncelliğimizdir!


Adalet ve üretimi desteklemeyen, eşit paylaşımı desteklemeyen hiçbir hükümet bir dönemden öte görev yapamaz.


Ve bizlerin gerçekçi olmaya ihtiyacımız var. AKP sonrası dürüst siyasetçilere ve temiz siyasete ihtiyacımız var. Durumu olduğu gibi aktaracak, adaleti sağlayacak, gerçeklerin aydınlığında, birlik ve beraberlikle bizleri geleceğe taşıyacak siyasetçilere ve siyasi parti liderlerine ihtiyacımız var.


Konu kim değil, nasıl konusudur.

Bizlerin artık kimin liderlik edeceği kavgasından ve bana dokunmayan yılan bin yaşasın yaklaşımından çıkıp, nasıl ülkece kalkınacağız buna odaklanmamız gerekmekte!

Sürdürülebilir bölgesel kalkınma ile stratejik ilerlemek zorundayız.

Sürdürülebilir devlet için laiklik temelli parlamenter sisteme yeniden dönüş ve güçler ayrılığını sağlamalıyız.


Sürdürülebilir eğitim ve işgücüyle kendi devrimimizi yaratmalıyız!

Sürdürülebilir ve yarı devletçi üretim, olmazsa olmazdır! Usulsüzce özelleştirilen her şey, garantili yaptırılmış her yapı, peşkeş edilmiş her maden kamulaştırılmalıdır.


Sürdürülebilir yerel ve genel yönetimler için şeffaflığı ve hesap verebilirliliği her vatandaş olarak talep etmeli, sağlayamayanın yargılanmasını başlatacak kanuni düzenlemeleri yapmalıyız.


Sürdürülebilir uluslararası ilişkiler için Atatürk’ümüzün ilkelerini yeniden benimsemeli, yurtta ve dünyada barışı desteklemeliyiz.


Geleceğe umutla bakabilmenin, geleceği yeniden birlikte inşa edebilmemizin yegane dayanağı adalet, özgür vicdan ve temiz siyasettir! Buna eklenecek şey üretime yeniden dönmek, üretmek ve üretmektir.

5 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page